update etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
update etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

smirk

* "en güzel uyku beklenmedik olandır." - komutan

* senenin belirli zamanları güneş battığı için ışığı açarken, bazı zamanlar güneş doğduğu için ışığı kapıyorum. ikincisi kapitalist dünyada lüks sayılır. "laissez-faire, ciquére-lairre"

* yoklamada burda yerine mevcut dediğim gün, içimdeki hipster varlığını belli etmişti değil mi?

* here yerine present da denir.

* submarine'i kafam iyi, keyfim yerinde izledim, çok güzel filmdi.

* hakan şükür o golü bilerek attı beyler.

* efes zaten bok gibiydi, bi de şişenin tasarımını değiştirmiş gerizekalılar, iyice bok olmuş.



* taken 2 benim için çekilmiş gibi. dkr'nin de nokia fragmanı çıktı izleyin kendiniz.

* lebron james ve christiano ronaldo'yu seviyorum ben. chelsea'yi, city'i sevmiyorum. italya'nın 3'lü defansını seviyorum, de rossi'ye aşığım. ispanya'nın pasları sevmiyorum.

* japon yapıştırıcısından biraz korkuyorum. commitment sorunları. istemediğim bir objeye bağlanmak istemiyorum. mikrofonlu kulaklığımı tamir edemedim bu yüzden. şimdi girişicem.

* bu danger mouse & danielle luppi albümü başarılı baya.

* metronomy canlı baymaz mı lan? kariyer planlarımı konserlere göre yapıyorum. sonum hayrolsun.

* istanbul'un indie müziğe beklenmeyen bir ilgisi var. blonds diye bi grup keşfettim ya geçen. facebook sayfalarında 6 yorum vardı, ikisi türk. değişik. sosyolojik bir araştırma konusu olurdu bu. neyse ki mezunum artık.



* galatasaray yönetiminin sıçışlarından bahsedecek mi kimse? oktay mahmuti'nin gidişi, amrabat'a gereksiz ilgimiz, fatih terim'in bjk kullansın stadımızı açıklaması (sarkastik sandım bunu) en önemlisi kimseye haber vermeden ultraslan'a tahsis edilen kombineler ve taraftara bağıran güvenlik hayvanı. yaşasın adnan öztürk.

* song pop harika oyun. ders ücreti bedava. username: komutan


* sting şarkı sözlerini kendi yazıyorsa helal olsun. evinin arka odalarında köle gibi çalıştırdığı bir yazar tuttuysa, sözlerdeki gizli mesajı bulamadık hocam. daha belirgin yolla.

* blog'un en altında radyom var artık. saati falan yok. uslu durursanız sesimi bile duyabilirsiniz. şans meselesi.

* alkol şişede durduğu gibi dursaydı kimse içmezdi ki amk. geçen alkol niye var diye düşündüm. çok şey geldi aklıma, hiç birini hatırlamıyorum.

* mal sahibi, mülk sahibi
   hani bunun ilk sahibi.
   mal da yalan mülk de yalan
   var biraz da sen oyalan.

* çünkü o seni beklerken, sen orada olmazsın. orada olduğundaysa, artık seni beklemiyordur.

* öptüm baay

posted under | 4 Comments

glimpse

* merhaba blog.


* hepimiz bi kere de olsa severek maroon 5 dinledik di mi? piç ünlü oldu şimdi. belliydi.

* tom hiddlestone ve michael fassbender da çok pompalanıyo hollywood tarafından.

* glimpse ne güzel kelime. tam türkçesi de yok.

* ah telefonumda kayıtlı taksi plakaları.

* de facto ne güzel programdı. garo mafyan'ı müzisyen olarak biliyorum asdasd. bahar hoca mı giriyodu acaba coğrafyaya. 


* tom hanks'le garo mafyan. şaka maka between two ferns'ün babası bu program.

* uçakta domates suyu içmek gibi bi fenomen var, çok acayip. ekşi sözlükte yeterince irdelenmiş. bakınız.

* yabancılar da uçak durunca hemen ayaklanıyolar mı?

* yabancılar da uçağa ilk binmek için 20 dakika ayakta bekliyolar mı?


* olm hesabın geldiği deri şeyin adı sümenmiş, aylar önce unutmuştum bunu çok rahatladım. 

* * iş hayatının en zor kısmı e-postalara subject bulmak. o kadar şey yazıyosun, tek kelimede özetlemen lazım. maili 1 dakikada yazıyosam, subject bulmak 10 dakika sürüyo.

* levent çimdik mantı yüksekçe tavsiye olunur. "fazla para harcamak istemiyorsanız ve kız arkadasiniza "bak seni süper bi mantıcıya goturucem kesin bilmiyosundur" diyip hem merak uyandırmak hemde olayi çok ucuza kapatmak için guzel bir yol.." ve de radiohead çalıyo.


* bütün güzel edebiyat eserlerinin, şarkı sözlerinin arkasında bir ayrılık yok mu? bunlar ayrılmasa mesela don't speak olmayacakmış. napardık lisede!?




* ah işaret parmağımın ikinci boğumundaki yanağın

* cazsever okuyucalarım bu adamı bilmiyorlarsa bilsinler.

* ben mi çok hızlı konuşuyorum yoksa lucky strike ve lark çok mu benziyo birbirine. sırf lucky diyecek özgüven de yok bende, içince ve ceket giyerken yapabiliyorum sadece. bot da olur. yaz geldi fena oldum o yüzden, bi dövme falan mı yaptırsam.


* blonds da iyi grup, indie-pop falan seviyosan dinle.

* yazasım yok benim. çok yazmışım gibi gözüksün diye bol vidyo koydum. mustafa keser. hoşçakalın. madman'li başlık bulmaktan sıkıldım. sevdiğim kelimelerden koycam artık.

* komtan out.

bu klipte şiddet, kan falan var boğalar "skib bıraktı"yor.

posted under | 11 Comments

madmaneater

* geçen bodrum'da yürüyorum -hehe- ilkokul çıkışına denk geldim. bi çocuğun bisikletinin zinciri atmış, uğraşıyo yapamıyo. bi anda çocukken zincirimin attığı bütün sahneler gözümün önünden geçti. ne sinir olaydır. kendim yapamazdım adada, iskeleye iner bisikletçiye yaptırırdım kimseyi bulamazsam. kirli iştir çünkü, eller batar. yokuşludur da ada, kolay değil. ondan hiç bi şey demeden taktım çocuğun zincirini. ellerim yağ oldu ama değdi.

* coldplay istediği kadar mainstream olsun. canlı izlemeden ölünmez. beraber büyüdük.

* pj harvey! bize çektirdiğin çileyi unutmadık. şarkın çaldığında üşenmeyip ipodu cebimden çıkarıp geçiyorum. bunu bilerek yaşa.

* sosyal hayatım bir süperkahramanınkine benziyor. gündüzleri çok farklı bir kimlikteyim.



* iki tür hediye var. birinde hediyeyi aldığın insanı paketi açarken görmek istersin. öbüründe çok uzakta olmak ötede olmak. duygular hangisinde daha yoğun karar veremedim.

* metrobüsün burhaniye durağında neler dönüyo arkadaş, kimin malı orası? garip garip antenler de var. bi gün inicem orda benden haber alamayacaksınız.

* bir atın düşmesi çok değişik bir an. en asil hayvan ve düştüğünde bütün asaletini kaybediyor saniyeler içinde. yine de olayın kendisi böyle bir haşmetli mi diyim artık. acayip işte.

* sırf lualua için pes6'da portsmouth'u seçtiğimi bilirim.

* ah sen gözlerini kaçırdığında benim yetindiğim beyaz kısım.

* o zaman muse'dan gelsin mi arkadaşlar?



* petar naumoski ne adamdı be. kime sorsan derki 29 saniye top sektirir, son saniye şak diye atar diyo.

* kim olursa olsun, uzun süre konuşmadığın biriyle konuşmakta bir gariplik olacak. aşılmayacak şey değil tabi.

* kızlar, "anlatmak istemiyorum"'u "yok bişiy"'e 100 defa tercih ederiz.

* olm ne garip meteorojik olaylar oluyor bi kaç gündür. ben bodrumdayken solar halo diye bi şey gördüm. güneşin etrafında gökkuşağından bir daire. sonra cuma günkü yağmur, hafta içi yine dolu, sonra bugün yağmur yokken gökkuşağı. acayip işler.

* 4 sene sonunda hdmi kablosunu tanrı kabul etmeye yaklaştım. bu konuda diyeceklerim var. hdmi kablosu almak önemli bir olay arkadaşlar, öyle teknosa'ya girip ilk gördüğünü alamazsın. harry potter'ın sorting hat'i gibi bi şey bu. hayatın boyunca bu kararı sırtında taşıyacaksın. o yüzden mesela kural şu; hdmi almaya çıktığın gün hdmi alamazsın. bu kadar basit. eve gidip uyuman, rüyalar görmen, öyle karar vermen lazım. teşekkürler. iyi geceler.

* ulan mayıs ayı körfez'e gelmişiz, oldies gecesi yapcakları tuttu. fena da olmadı aslında.




posted under | 1 Comments

i put a spell on you





* deseler ki birini seçmek zorundasın, intihar ederdim.

* bu şarkıyı söyleme sırası irem cana berkel'de sanırım. kendisinin blogu okuduğu yanılsaması içindeyim. leo dicaprio gibi kendi dünyamı oluşturdum öyle.

* istanbul ulaşım sisteminde müthiş bir mahremiyet(privacy) sorunu var. zengin okuyucularım için söylüyorum, akbil ve istanbulkart'ı okuyan alet aktarma yapınca farklı bir ses çıkarıyor. ben paylaşmak istemiyorum bu bilgiyi etrafımdaki insanlarla. özel hayatım. düşünsene, belki avrupa yakasında buluştuğum kıza yalan söyledim, kadıköyde başka kızlaydım. ve aletin çıkardığı sesten karşıdan geldiğimi anladı. kim vercek bana bunun hesabını?


* herhangi birinize şarkı yolladığımda ben

* bu formatı da tuttum, itirazı olan varsa şimdi söylesin.

* bir büyüğümüz diyo ki "bir gün doğru olanla kolay olan arasında bir seçim yapman gerekecek."

* american psycho'nun filmi kitabından daha güzel. 

* ah o kırmızu dudaklarına akan siyah gözyaşların.

* rules of attraction'un filmi kitabından daha kötü.

* amerikanların yeni olayı güzel konuları alıp içine sıçmak. 

* vapur bütün duyguları 5'le çarpıyor. sorumlu kullanınız.

* konserler geliyoo. çimlerde hacky sack oynamak istiyorum.

* engin baytar'a olan sevgim bilinsin istiyorum. futbolcu kendisi.

* çok boş oldu bu post. kötü bir himym bölümü gibi. community'nin ikinci sezon duraksaması gibi. kid a gibi. zincirlikuyu aktarması gibi. şişhane metro durağı gibi. hacıosman yokuşunu çıkan minibüs gibi. yağmurda dolmuş sırası beklemek gibi. buharlı otobüs camı gibi. metrobüsün arkasında le harfi şeklindeki koltukların köşesinde oturmak gibi, yeni lise servisinde uyurken kafanı koycak yer olmaması gibi. humbug gibi. buz gibi soğukta ulusoy molası gibi (bunu seviyorum gerçi). mezunlar buluşmasında alakan olmayan adamla muabbetin uzaması gibi. baba'ya godfather zil sesi atamak gibi. maçın ortasında şarjı biten ps3 kolu gibi. içinde başka film olup arkadaş evine götürülmüş dvd kutusu gibi. uykunun en derin yerinde arayan eski sevgili gibi. konserde ya da maçta önünde bayrak sallayan adam gibi. bütün konser tek şarkıda görevi olan kemancı gibi. dondurması bitmiş tatlı gibi. büyümek gibi. bi tane ortak noktan olmayan ev arkadaşı gibi. arkadaş olmak isteyen torbacı gibi. damsız almayan badigard gibi. sigara içilen dumanaltı bar gibi. ilkokulda ispiyonlanmak gibi. pokerde 2 8, 21'de 16 gibi. avrupa şampiyonu yunanistan gibi. reddedilmek gibi.

* why live in the world when you can live in your head?

* 15 temmuz


* bütün şarkıyı koymuşlar sonunda

posted under | 2 Comments

selfish madman

* bi şeyi de güzel yanlış anlasam. illa bi pot kırcam. bugün asansöre binerken önümde bi adam kör bir kadına eşlik ediyordu. kadını bindirdi, bana döndü ve "sağır mıyız?" dedi. meğer engelli vatandaşlara yardım eden bir memurmuş adam. ne saçma di mi? niye benim de engelli olduğumu düşündü ki? bu nasıl bir özgüvendi? bizim apartmandaki herkes engelli olacak diye bir şey mi vardı? hak ettiğini bulmalıydı bu cüretsiz. "yoo?" dedim, en kabadayı modumda. adam somurttu, düşünceli bir biçimde kapıyı kapadı. anlam veremedim. düşündüm. meğer "sığar mıyız?" demiş. amk.

* ah ensemde bileklerinden birleştirdiğin ellerindeki sigaranın gözlerimi yakan dumanı

* bir bencillik zinciri var. adamın biri bencilliği keşfetmiş bi gün. o güne kadar herkes paylaşıyomuş her şeyi. lidyalıdır zaten bu piç. sonra gitmiş bi kızı üzmüş. kız ona balık getiren çocuğu üzmüş. balık getiren çocuk solucanları toplayan kızı üzmüş ve dünya bencil bir yer olmuş. giderek de daha bencilleşiyor. birilerinin fedakarlık yapması lazım.

* standart jargona geri dönüyor. amir yeniden doğuyor. çay oldu hakkında da çalışmalarım sürmekte.

* bana bir kaç şarkı söyleyin 2 gündür aynı şarkıyı dinliyorum.

* eveet ve geldik tyson beckford'a. birçoğunuz farkında değilsiniz ama kendisi dünyanın en iyi aktörü.

50 cent ve nate dogg'un bu klibinde hapisteki piç gangsta rolünde



ve işte burda yeteneğinin en güzide örneklerinden birini görüyoruz. gangsta'dan romantik caring zenciye dönüşüyor. ya da tam tersi tabi toni braxton daha önceydi heralde. her şekilde zor iş. (dikkat şarkı ağlatır, toni braxton çünkü)



sonra paris sokakların motorsikletiyle, arkasında britney terör estiriyor. (1:30)



sevgili galatasaray'lılar! senelerdir uefa kliplerinizde go west'i dinlediniz ama biliyor muydunuz klibinde tyson oynuyor. bulamadım ama nerde.

daha da istiyosan ben bi linkim.

*öptümbay.

* http://whatshouldwecallme.tumblr.com/ da başarılı baya

posted under | 1 Comments

combat baby comeback baby

[buralar spor kızlar, bitince bi parantez daha olcak, pembe yapcam onu dikkatinizi çeker hem de seksist olur]

* ne spor bi hafta sonu oldu. derbinin ikinci yarısı kafam ayılınca stresli geçti baya benim için. city, olympiakos acayip işler baya. agnostikliğimi koruyorum ama spor tanrısı olma ihtimaline daha sıcak bakıyorum. nasıl maç olm onlar. en yaklaştığım an, hasan kabze'nin golleri heralde.

* blog başladığında neredeyse sırf futbol yazardım ben. rijkaard gittiğinden beri giderek azaldı ve artık bitti gibi. içine ettiler. city yerine galatasaray uzatmada 2 gol atıp şampiyon olsaydı, rakip şike yapmış olurdu, yatmış olurdu. kazbe'nin golleri yüzünden gitmedi mi cordoba?

* futbol türkiye'dir. neden akp her seçimde süpürüyor ortalığı? illa futbol olmasa da olur herhangi bir bedava bilet dağıtılan organizasyona gidin görün. hayatımız bostancı, sarıyer, karaköy üçgeninde geçtiği için nerede yaşadığımızı unutuyoruz bazen. eğitim ve medeniyet olarak çok geriyiz avrupa'dan. bize tel örgü lazım, biber gazı lazım, cop lazım. polisimize dayak lazım, işkence lazım, taciz lazım. 

* ulan kendi takımının kutlamasına gelmişsin itin oğlu! kupayla tur atacak oyuncular, alkışlayacaz gidicekler zaten. uğur çok güzel özetlemiş -tanımadığım adamlara isimleriyle hitap etmeye bayılırım.- "Galatasaraylı olmakla gerizekalı olmak farklı şeyler... IQ'nuz saha içi fotonuzun aldığı like, mention ve RT kadar..." 

* ben zaten artık umutlu değilim, arkadaşlarımın hatrına gidiyorum maçlara da harbiden ülkenin büyük çoğunluğu gerizekalı ya. çok geride insanlar. 

* $bilet satıp kapıları açık tutan yönetimi ayrıca tebrik ediyorum.$ Sportif başarı yönetimin başarısızlıklarını iyi saklıyor. demirören'e atar yapmak, başbakan'a yağ çekmek değil takım yönetmek. adnan öztürk ondan pasif kalsın istiyorum, gerektiğinde devreye girsin ünal aysal'ın popülistliğinin çoştuğu noktalarda taraftarın sözcüsü olsun. fener'i alkışlamam desin.

* fenerbahçe'nin kupa töreni rezilliği de ayrı paragrafı hak ediyor. babam beni galatasaraylı yapmasa yine de ya gs'li ya bjk'li olurdum boşuna demiyorum. türk futbolunu düzeltmek için en çok sizin çabalamanız gerekirken, daha çok geriyorsunuz ortamı.

* polisle çıkan olaylar gerçekten polise tepkiyse diyecek bir şey yok. yenilgiyi sindiremeyip yaptıysanız bunları allah belanızı versin. her kafadan bi ses çıkıyo, şuraya biber gazı attılar şunu yaptılar, sahada yerdeki adama tekme attılar. haklısınız türk polisi çirkindir, acımasızdır. ama sahada napıyo lan adam? bizim takımı alkışlamaya mı indiler?

* denyo insan her takımın taraftarında var.

* totem yapıp maçı izlemeyen iki elemana da ayrıca helal olsun. manyak mısınız olm.


* şarkı repeat. am meme göt. kızlar okumuyo burayı.

[spor bitti kızlar, şimdi sadece moda konuşcaz]



* ülkemde pf flyers'ın sadece alışveriş sitesi kampanyalarında satılması en büyük moda derdim.

* bi de komikli tşirtlerimi beğenmeyenler oluyo. ona da bozuluyorum. çok çocuksuymuş. büyü artıkmış. geçiniz. gelip bir bakışta okuyolar. sağolsunlar.

* moda bitti. daha 1 sene moda yok. converse alcam bi de sanırım pf bulamayınca. iyice çocuksu. mutumda da var. çete gibi gezeriz. rumble fish style.

* mutu dünyanın en iyi wingman'i. geçen bi takıldım kötü wingmensin diye ama aslında kendim yetersiz kalmıştım. zira hedeflerim büyüktü. ahh victoria smith ahh kalbimi de götürdün ingiltere'ye =(  yoksa hem kalbi hem taşakları altından yapılma bi adam mutu. dünyanın en kötü wingman'i kendini biliyo. uzaklaşmak istediğim kız varsa ona getiriyorum artık.
* 4 sene oturduğum evde şu an başka biri yaşıyo. acayip.

* köpekten korkan erkek kadar çirkin bi şey yok. ulan insanın biraz gururu olur, iki tane kız var yanında 
hıyar. istersen pitbull olsun yani. öyle bi durumda altıma işerim, üstüne köpek gelir beni ısırır yine korkumu belli etmem.

* big pink sevdiysen 4ad sesssion big pink yazıver google'a. 4ad'den kimi sevdiysen yap bunu. ah victoria aah
* çocuğum günlük hayatta krampon giymek isterse kendimi kesicem. her şeye karışan ailem buna niye karışmamış lan zamanında. ayak sağlığı, ortopedi falan da önemli işler. bak şimdi yamuk yumuk ayaklarım. oldu mu?

* bazen ayağımın alçıda olduğu günler aklıma geliyo. mutlu oluyorum. 

* aşık olmanın aşka düşmek olarak kullanıldığı dillerde aşık olmalı insan. (tuna kiremitçi kaçtı)
* türklemek diye bi şey var. turk'd ingilizcesi. mutu'dan duydum ilk defa. mesela böyle yabancıların hesabını ödüyosun, you just got turk'd diyosun sonra. çok zevkli. tavsiye ederim. 

* biricik aşkım irem cana berkel'in kurumsallığını bırakmasını sağladım sonunda =) şimdi ailelerimiz tanışırsa tamamdır. yalnız mal gibi kız arkadaşım falan var demişim niyeyse. kafama sıçıym. umarım blogumu okuyodur. blogu okuyorsa öğrenir zaten şarkılarda sesi kısıp o konuşunca açtığımı.

ve sonunda...drumroll......







posted under | 6 Comments

madman: arkham diaries

* ben kusmam, yediklerimi gözden geçiririm.

* bir insanı utanırken görmediysen, gerçekten tanımıyorsundur. utanç ama embarrasment olan, shame değil. türkçenin yetersiz kaldığı anlar. arada oluyo.

* dkr'nin (dark knight rises) fragmanının avengers ile aynı hafta çıkması ilginç.

* empati en değerli değer.

* radio moscow güzel grup.



* çok konser var, param kalmadı.

* banu ve asemin'e selamlar.

* hiç yazasım yokmuş benim aslında.

* derrick rose'a çok üzüldüm amk.

* kafaüstü kulaklık vs güneşli gözlüğü en büyük tercihsizliğim olsa.

* yeni tanıştığım insanların ismini iyi hatırlarım diyen birisi var mı?

* community dünyanın en iyi dizisi x sonsuz

* phoenix de gelsin one love'a



* evleneceğim insanın fantasy shag'i alex turner olsun.

* şaka maka pulp geliyo lan. metronomy'e de aldım biletimi. benle tanışmak isteyen hayranlarıma duyurulur.

* laptopum paper dolu, silmeye kıyamıyorum o kadar emek vermişim. bi de 18. sone çevirim vardı derste yaptığım, onu kaybettiğimi fark edince de çok sinirlenmiştim. hece ölçüsü falan vardı.

* youtube'un evde yaptığım aramayı ofiste hatırlaması korkunç değil mi?

* gençler ben son lasertag yaptığımızda çok eğlendiydim. bi daha yapalım. karting falan da olur. o tarz bi şey istiyorum.


* neyse ben yazmak isteyince geri geleyim. beni bekleyin anacııım. sanki yedim.

* ha bi de elder scrolls online hiç hoş bir fikir değil sevgili bethesda. hayatımız var, sorumluluklarımız var.

* ey gidi günler




posted under | 2 Comments

20

* beni benden alırsan, seni sana bırakmam.

* cam açık oturmaya başladım ben. aycan'ın da şortla dışarı çıkmış olması gerek şu aralar. yaz geldi.

* telefonu hala tamir ettirmedim. utanç duygumu kaybettim her yerde hoparlörden konuşarak.

* dolmuşçularla telepatik ilişki kurabiliyorum artık. geçen gün sırf bakışarak "abi sağ şerit tıkalı ben orta şeride geliyim uygunsa" dedim. göz kırparak onayladı abi.


* bağımlıların rationalizationları çok acayip. çok yaratıcı şeyler buluyolar. örnek vermiyorum. bu arada karar verdim hepimiz internet bağımlısıyız.

* sanırım hiç bir kız saçından memnun değil. benimki çok düz, benimki çok kıvırçık, çok küt. bir kıskançlık var devamlı. bizde öyle değil, kötüyse kötü güzelse güzel diyoruz. genelde. sarhoşken her şey güzel.

* dün akşam çılgınlık ayarlama konusunda zirve yaptım. elimde arkadaş grubumuzun en bomba videolarından biri var. buraya koyamıyorum, istek üzerine izletirim. ölmüşüm gülmekten. sonlara doğru acayip bir durum var yalnız, tecavüze teğet geçmişiz sanki. işte tam orda çılgınlığı ayarladım ve ortamdan uzaklaştım.

* sesim ne kadar garip lan benim.



* ölümüm mutu'yla girdiğim bi iddiadan olacak.

* open marriage üzerinde ciddi düşünülmesi gerek bir konu. daha yaygın olsa, dünya çok daha huzurlu bir yer olurdu gibi.

* trafikte çok acayip bir şey var çoğumuzun yaptığı. hatalı bir şey yapan sürücülere 'bakarak' tepki veriyoruz. çok acayip. ben bi aralar başparmağımı aşağa tutuyodum, zevkliydi yeniden başladım.

* bir değil iki değil, çok iğrenç erkek hareketleri duyuyorum. üzmeyin olm kızları. alırım hepinizi.



* bir yandan da iyi yapıyorsunuz aslında, melek gibi gözüküyor benim gibiler. bilemedim.

* fact: ortalama olarak erkekler kızlardan daha düşüncesiz. lakin uç örneklerde kızlar var. istatistik dersinden hatırladığım kadarıyla kızların median'ı daha yukarda yani.

* içince bloga yazmak için çok derin, anlamlı, romantik, radikal, sıradışı şeyler not alıyorum ama ayık kafayla kendime yakıştıramıyorum. toplumun erkeğe yüklediği gurur engelliyor beni genelde. böyle şeyler için ayrı bir blog açabilirim. kapalı grup. bakalım.

* pulp ve kills'i canlı izlemek istiyorum. ve de istanbul'da olsun istiyorum. one love'a gelsinler istiyorum. parkorman da olur. çimen olcak yani.



* alison'un aslında o kadar güzel olmadığına karar verdim ve bu onu sadece daha çekici yapıyor.

* bir şeyin, onu istemeyi bırakınca gerçekleşmesi kuralı, erkeklerin de duyguları olduğunu hiçe sayarak, işlemeye devam ediyor.

* kitap önerilerinize açığım dedim mi değerli entel okuyucularım?

* yeşil erik çıktı ama daha tam olmamış. patience my dear watson.



futbol

* ne acayip bi maç oldu lan. 1-1'ken saldırmaya devam eden fatih terim'i saatlerce tartışmak istiyorum. konu hakkında aycan ne düşünüyorsa tam tersini düşüncem.

* nası koydu stoch? yazık ediyosun aykut şu adama.

* arda'yı da gülerken görünce mutlu oldum.

posted under | 14 Comments

madman returns

* merhaba blog. oldu baya. nasılsınız? evlenen, intihar eden var mı ben yazmayalı?

* ben çok çılgın iki haftasonu geçirdim lan. hiç yaşıma göre davranmıyorum. büyümem lazım biraz.

* american reunion'ı izledim. güldük eğlendik ama duygulandım da baya. yaşlanıyoruz.

* dudağımdaki sivilceye isim sorcaktım size. yazmaya fırsatım olmayınca kendim koydum. tarık akan.

* sex drive isimli gençlik filmdeki seth green'i izlediğimden beri mütevazi olamıyorum. ekstra bir efor sarf 
etmem gerekiyor. artık iyilik yapmamı istemiyor insanlar, sırf sonrasında övüneceğimi bildiklerinden.




* bir de böyle iyi bir şey yapıp kendine saklama asilliği var. onu da bıraktım. büyük yük kalktı üstümden. iyilik yaparsam bilinecek. 

* zaten bakıyorum çevremdekilere, genelde iki türlü eğilim var. bir grup "artık bencil olcam ben, biraz da diğerleri üzülsün" diyor. bir de "insanları çok üzdüm, şimdi üzülme sırası bende" diyenler var. değişiyoruz.

* arkadaşının telefonundan hoşlandığı kızla mesajlaşmak ne kadar zevklidir. kaybedecek bir şeyin yok ama gelen cevapta gülücük olursa sen de mutlu oluyorsun. asdaasd "gülücüğe odaklan"

* moves like jagger çalan fiyat reklamındaki kız ne kadar tatlı dans ediyor. oyuncağı çıksın böyle servislerde olan, kafasını sallayan hayvanlar gibi. 

* sırf benim kafam güzel diye en olmayacak şeyler oluyor. ayıkken şaşıracağım tesadüfler ben tribe girmeye müsaitken başıma geliyor. acayip. mesela zaman yolculuğu konseptli amsterdam gezisinde gördüğümüz back to the future sticker'ı.

"hassiktir!"

* 2 haftada alper canıgüz'ün 3 kitabını okudum. fazla hazır-cevap oldum. karşımdakinin hislerini düşünmeden akıllıca bir cevabım varsa patlatıyorum. sonra özür diliyorum.

* cheesy romantik-komik şeylere zaafım var. ondan seviyorum bu afili filintalar tayfasını. tam edebiyat denmez aslında. ama ne biliym dan brown falan okuyacağına yazın, bunları okuyabilirsin bence. bi de bana kitap da önerebilirsiniz lütfen.

* çocukken çevik bir'i ordu sanardım. çevik bir, çevik iki, çevik üç diye ordularımız var diye güvende hissederdim kendimi. bi tane komutanmış amk. ben de komutanım etti mi iki? 

* bunu yazdım galiba ama emin değilim. yeni olayım, doğruyu sarkastik söylerek yalan söylemek. meselaa; "evet, sırf 20 dakika daha bilgisayar oynıycam diye geç kaldım!". her seferinde işe yarıyor.

* kanyon mcdonalds'ın komisi, eğer yalnız yemek yiyorsanız yanınıza gelip sizle konuşmaya çalışacaktır. asla o kadar sıkılmış olamazsınız. ilginç biri değil zaten. cevap vermeyin. yemeğe odaklanın.

* muslera, eboue, egemen, ufjalusi, ziegler, selçuk inan, manuel fernandes (ortasahada tek adres), stoch, grosicki, alex, burak.

* koku, en acı hatıra tetikleyicisi.

* neden bütün mahalle berberlerinde gereğinden fazla koltuk var. ilerde bir gün işler büyürse yapamayız şimdiden yaptıralım mantığı mı. masraf lan boş yere. ülkedeki bütün boş berber koltuklarına harcanan parayı eğitime harcasaydık çok farklı yerlerde olurduk.

* vapurda içeri oturmam. bi tek grup halindeysek ve kimseyi ikna edemezsem içerde otururum. ama çıkar biri hep. içerde mikrop kapacağıma, dışarda üşütürüm.

* hard rock tshirt kardeşliği diye bi şey var. iki hard rock tşörtlü insan karşılaşırsa uyulması gereken kurallar var ama herkese açıklamıyoruz.

* amerikan berberlerinde de işkence aletleri var mı? çakmak, ip, ağda falan çıkarıyolar mı bi anda? türk erkeğinin berberde yaşadığı travmaların sosyolojik etkileri incelenmeli.

* "+öne mi oturdun -arkaya oturmak istedim ama evsiz çocuk oturmak istedi." komutandan yine müthiş bir çılgınlık ayarlaması. kokoreçci murat abinin arabası, ben yokum ama çılgınlığı tarttım ve arkadaşımı bıraktım. 

* eksen'den 4. davetiyemi kazandım. artık konser programı yapmıyorum, davetiye kazanırsam gidiyorum.

* bence adsız'ın kimliğini açıklamasının vakti geldi? kimsin adsız? gerçek misin? 




posted under | 5 Comments

madman: istanbul chronicles

* her gün dışarı çıkınca daha bi samimi oluyorum istanbul'la. öyle olunca da karşılık veriyo gibi bana. 1815 veya 1845 mesela, tam gün batımına denk geliyor, muhteşem oluyor. gidiş neyse de dönüşte metrobüse binmem bi daha. geçen tam böyle güneşe karşı oturmuşum, iki gitarcı eleman geldi oturdu yanıma, bir şarkı çalıp para topladılar. 20 lira falan toplamışlardır net, ama adamlar samimiydi çalmaya da devam ettiler. istanbul'a özgü bir an oldu. bi de artık her yerde olduğu gibi vapurda da sigara içince kimsenin siklediği yok. alt kat en arkada gayet içiliyor.



* sonracığma, alper canıgüz'ün gizliajans'ını yeni okumaya başladım. baya iyi.

* "işte havayi fişeği icat eden çinli'ye esin kaynağı oluşturan duyguyu keşfedişim tam o ana denk geliyordu."

* mehmet ali birand neyin kafasında arkadaş? dünyadan istediğin kişiyle takılabilirsin desen cevabım net. piç kurusu ya.

* ne hayatlar var amk

* sırf gözünü siyaha boyadığı için kendini güzel sanan kızlar var. en tehlikesi değil ama dikkat etmek gerek. bu blog erkek odaklıdır. önce erkekler gelir burda.

* hipsterlık zor iş aslında. arada hipster işler yapınca anlıyorum. öyle uzaktan küçümsemeyin adamları, müthiş bir iradeleri var. birleşseler çok tehlikeli olabilirler. neyse ki yapı itibariyle kolektif değiller. dünya çok farklı bir yer olurdu.

* atatürk açık bir şekilde gay olsaydı da türkiye çok farklı bir yer olurdu gibime geliyor.

* kalabalık herhangi bir odaya girip, "troool! troool in the dungeon!" diye bağırıp yere düşmeniz, sizi ömür boyu en iyi arkadaşım ilan etmem için yeterli.

* sinemaya gidelim lan. seneler oldu.

* sene 2012, hala facebook'ta l'ye basanlar var hq.

* heyecanlı insanları sevmiyorum. biliyorum kendim fazla rahatım ama yani bi sakin ol. sakin olsan işini halledeceksin, heyecanlanmana gerek kalmayacak. beni geriyorsun bi de üstüne. 2003'den beri heyecanlanmadım ben, afallıyorum böyle olunca.

* 100 lira verip morrissey'i oturarak izlemem. morrissey'e duyduğum saygının bir kısmı, isminin kolay yazılmasından gelir. iki r iki s.

* bugün eksen'den 3. davetiyemi kazandım. nervana the nirvana tribute band. bu sefer kendim gidicem sanırım.

* şarkılar var, ilk dinlediğimden 2 sene sonra seviyorum.

posted under | 2 Comments

madman strikes again

* hastalanma zamanlarım, mörfi kanunları kitabında örnekler kısmında yer alırsa okuyucular çok iyi anlarlar konuyu.

* draw something diye bi oyun çıktı, fena kitledi. cross platform oynanıyo mu bilmiyorum ama nickim komutan, ilk harfi büyük. android benimki, beklerim.

* araba park ederken sakız çiğneyen kızlara karşı zaafım var.

* sanırım cuma günü telefonuma "pro leg licker" yazmışım not olarak. sarhoştum hatırlamıyorum. bilen varsa aydınlatsın. mutu? nasıl bi muhabet döndüyse.

* she wants my dick, türkiye'de she wants my kidney şüphesine dönüşüyor biraz.

* kanyon'un devamlı bi yerleri değişiyor. erenköy çocuğuz olm biz, daha otoparkta ters dönmeye yeni alışmıştım şimdi merdivenler falan da değişmiş iyice, yukarı çıkılmıyo normal yerden. hiç çaktırmadan asansöre devam ettim. ona da son anda girdim, kızlar çok heycanlandı. like a boss dedim, 9gagci değillermiş.



* timber timbre, 29 mart. haydi.

* play-off sistemi, lise notları gibi. buçuktan falan tamamlanıyormuş. lisede bi de ikinci dönem 1 alırsan her türlü kalıyodun galiba. ilkokulda ya da. ondan ilk dönem matematiğe çalışmazdım ben, ikinci dönem 2 alır geçerdim.

* bugün ne kadar güzel bi gündü lan. hava güneşli, pazar, trafik yok, maç var. tek kötü şey cüneyt çakır'dı.
 bütün gün endorfin salgıladım. tabi yanımdaki insanın da etkisi var heralde. burda kalp yapabiliyor muyum ♥♥♥. lovely.


* ilaç jelatini yolmak için feda edebileceğim şeyler korkutucu.

* youtube mu yavaş, ttnet mi?

* community yüzünden cumalarım ayrı bir mutlu geçiyor.

* 10 points for gryffindor

* bi tank oyunu vardı çocukken. 90 tankmış ismi. en altta bi kartal vardı, onu korurken diğer tankları vururduk. babamla oynardık deli gibi. gameboy'daki pokemon. gta. pes 6. evet ilk 4 böyle.

* dilara gönder çoook güzel olmasa da twitter'dan güzel şarkılar paylaşmasıyla puan kazanıyor. bir sine büyüka değil ama. banu güven en çirkinleri ama şarkı söylebiliyor mesela. tuğba dural da en güzelleri bence ama bi olayı yok pek. karar veremeyip intihar ediyorum ok.

* burcu esmersoy çok mainstream, hiç bana göre değil orası kesin.



* travis'den en fazla 5 şarkı arka arkaya dinleyebilirim. bu şarkıyı söylemişti banu güven. asdad ikinci yoruma gel zaten.

* çim diğer tarafta hep daha yeşildir.

* fps'lerde reload hastalığım vardır. 30 mermi alan şarjörle 29 mermiyle gezmem.

* ezan okunurken ve bi mezarlığın yanından geçerken müziği kısarım. orucu rakıyla açarım.

* istikal'i çeken kameraların önünden geçerken, ben evdeysem arayın beni bi el sallayın. bakalım gerçek zamanlı mı?









hihi



posted under | 9 Comments

fubar

* insanları değerlendirmek için seçtiğim yeni yöntem, bilgisayarda müzik dinledikleri programa dayalı. mesela windows media player'dan müzik dinleyen insanlardan uzak durmaya çalışıyorum. çok sıkıcı bir hayatları vardır diye tahmin ediyorum. kendilerine sunulanla yetinip çok şey kaçırıyorlar.

winamp kullananlara mesela hemen kanım ısınır. ilk winamp vardı çünkü. vefalı olur winampçılar. ama mesela winamp kullanan kıza karşı yavaş ilerleyeceksin, alıştırmayacaksın kendini yoksa ilerde sorun çıkarırlar.

itunes var sonra. her apple ürünü gibi nefret ederim. senede en fzla 2 defa, ipod'u güncellemek için zorunluluktan  kullanırım. işim bitince silerim bilgisayardan. itunes'dan müzik dinleyen insana dost diyorsam demek ki baya hatırı vardır. şu an üstüne oynuyorum evet. yat uyu yarın işe gitcen.

şampiyonu sona sakladım tabi. çoğunuz duymamışsınızdır ama foobar2000 diye bir program var. üstüne tanımıyorum. kullanması zor, fantastik özellikleri var, şekilli falan bayılıyorum. o yüzden gördüğüm ilk foobar kullanan kızla evlenicem.



* amsterdam'ın ünlü barmeni skip meğer excalibur diye bir bara geçmiş. beni hatırlamadı yavşak, ama hala dünyanın en iyi barmeni. adı da s harfiyle başlıyor tabii ki.

* dışarı çıktığım insanların efektif eğlenebilmesi için, grubun çılgınlık seviyesini benim ayarlamam gerekiyor. hayatta en iyi yaptığım işlerden biri bu, o yüzden baya egoistim bu konuda. ortalama çılgınlık seviyesi, kendi normlarıma yakın olursa herkes evine mutlu dönmüş oluyor. benden çılgın biri varsa onu toparlamak zor olur genelde. bi anda mutular mesela. istanbul'da başlayan akşam bursa'da biter. gerek yok böyle şeylere.

bi kere sıçtım bu alanda, otelin anahtarını kaybettim. ama şimdi de anlatması zevkli bi hikaye oldu işte. çok iyiyim ağbi bu konuda. artık bi de belli etmeden yapıyorum mesela. eleman sanıyo ki grubun çılgınlık lideri kendisi. halbuki sırf ben izin verdiğim için öyle. bilmiyor ki her hareketini izliyorum, gerekirse hemen müdahale edicem. o da böyle kendini önemli hissederek dönüyo işte evine.

bu konudaki zirvem de flower man'dir. gecenin bi saati, herkes "gitme abi o adamın yanına manyak mısın?" derken, benim eşsiz çılgınlık ayarlama yeteneğim sayesinde flower man ile tanıştık. blablabli blablabla isim şaheseri benim sayemde dinledik.


videosu duruyo mu bunun? bazen canım sıkılınca, geçen yaz aldığın notları açıp anılarımıza seyahat ediyorum biliyor musun aycan? coldplayde sağa sola yüzbinleri oynatan aycan. abbriğkot.

abi bir de götümüzü kurtardığım zamanlar var ama onların değeri bilinmiyor. mit gibiyim. sadece başarısızlıklarım haber oluyor. "son iki shot daha mı atsak?" dediğinde hayır eve gidiyoruz diye karşılık verince, belki de hayatını kurtardım. nereden bileceksin?



* mahkeme ressamı olmak isterdim.

* neyse ben kaybedenler kulubünü izliyorum.

* bak mesela şu algıda seçicilik ya da bilinçaltı falan mı yoksa tesadüf mü? bu hafta, bana kaybedenler kulubünü ve audiogalaxy'i öğreten abinin evleneceğini öğrendim annemden. sonra adsız da kaybedenler kulubü dedi. bu postta hem kaybedenler kulubü, hem audiogalaxy olmuş oldu. sırf bana mı garip geliyo böyle şeyler. neyse.



haftanın itirafı: bir dönem emre aydın dinliyordum. üstüne türkçe dersinde adamın yazdığı şiiri incelemiştim. güzeldi gerçi o. şarkılar kötüymüş. ok şiirler de kötüymüş. in my defans lisedeydim. olur o kadar.

posted under | 18 Comments

madman: on the road



* 90'larda büyümüş olmaktan memnunum ama, çok klişe olsa da, yirmili yaşlarımı 60'larda geçirmek de isterdim.

* mtv ne güzeldi eskiden, 9gag'de görünce aklıma geldi, yine klişe olan 90'lar duygulanması yaşadım.



* akustikhane diye bir şey varmış. türk müziğinin zirve noktası. bak bi, kesin bi tane hoşuna giden şey çıkar. yeni öğrenmiş olmamdan utanıyorum.

* ferhat göçer'in wish you were here coverı var mesela. sonra hepsi'deki gülçin iyi ki ayrılmış o gruptan. gökhan türkmen bile var, kg.

* bu arada pink floyd coverı yapılacak son gruptur.

* ad soyad şeklinde yazmıyorum hiçbiriniz ismini, sonra işe girerken isminizi googlelarlar, blog çıkar, hemen terfi edersiniz, haksız yere kazanç sağlamış olursunuz.

* saçlarım çok uzuyor, kestiriyorum, aynanın karşısına geçince böyle bir face-off gibi, abre los ojos gibi kendime yabancı geliyorum bir süre.

* uyumam lazım ama bu akustikhane çok acayip bi yermiş. selami şahin bile var.


Helicopria - Paranoid Android [Radiohead cover]/ #Akustikhane from akustikhane on Vimeo.

* pinterest'i çözdüm. bugün bir şey "pin"ledim ve daha önce görmediğim ve tanımadığım 5 tane kız tarafından repinlendi. hepsinin bot olduğunu düşünüyorum. erkekler bu şekilde cepte. kızlar zaten kendi istekleriyle kedi resimleri paylaşıyorlar, bir şey yapmaya gerek yok.

* iki akşam art arda gitar bulunan evlerde sabahladığımda, sırf kendi imkanlarımda the man who sold the world'in riffini çalmayı öğrenmiştim. rock starlığa en çok yaklaştığım ikinci andır. şimdi gitar versen kulağa hoş gelen tek bir ses çıkaramam.

* mart ayının anafikri: when it rains it pours. yağmur da türkçesi işte asdasd. iyi geceler, bol şans hepinize.

posted under | 5 Comments

madman: baby with a shotgun

* metronomy+two door cinema club konseri benim fikrim değildi, organizatörler kendileri düşünmüşler, tebrik ediyorum. önce metronomy sonra two door çıksın bi de okuyorsanız, çünkü sadece zıplayarak geçiyor two door konseri, yoruluruz. metronomy arada dinlendirir. 5 gün sürecekmiş bi de bu konserler, güzel işler aferim. asdasd pitbull geliyormuş sonraki günlerde. olsun bi yerden para lazım. 

* telefon numaram, bir süre kanyon num num'ın duvarında, "özel üni.'de okuyorum, cipim var, ara beni" benzeri satırların altında yazıyordu. iyi arkadaşlar böyle piçlikler için var. 

* bir erkeğin bir tane favori ayakkabısı olur ve sadece onu giyer. benimki bodrumda kaldı amk. arada kalbim ege'de kaldı dinleyip rakı içiyorum.

* "kendim topluluk içindeyken konuşmaya bayılıyorum ama başkası konuşmaya başlayınca sıkılıyorum." geçen gün, abartmıyorum 2 saat boyunca aynı konuyu tartıştı. tartışma bağımlısı adam. sırf bu yüzden arasının iyi olmadığı kızlar tanıyorum. susmak bilmiyor ve üstüne dediği şeye bak. amerikan gece hayatını derinden etkilemiş, trakya'dan hemşerim, ünlü dj gaslamp killer iki saniyede çözdü adamı.

* haftanın hipsterı: "herkes sol eline takıyor saatini, ondan sağa takıyorum ben."

* türk hakemleri tamamen müdahele edilen adamın düşüşüne göre karar veriyor. son maçtaki ilhan parlak'ın net penaltısı mesela bi adım fazla attı diye çalınmadı. ayıp.

* tatil konusunda milliyetçiyim. önce kendi ülkenizi gezin adam gibi, sonra gidersiniz petra'ya. mardin'e gidiyoruz bu yaz. ama sakin. one step at a time. when it rains it pours.,

* "Çocukları kaçıran KONY piçi, götün yiyorsa gel beni al Sincan'dan. Adresimi veriyorum orospu saatçi seni." - Salih Fadıl

posted under | 2 Comments

ben


* son dakika stresi bağımlılığında acceptance aşamasındayım. adrenalin'i seviyorum.

* ve de genetik bu. ailecek adrenalin bağımlısıyız.

* her işimi yarım bırakırım. şu satırları bile 3 defada yazdım.

* ufak şeylerden büyük çıkarımlar yapmakta üstüme yok.

* hayır demeyi biliyorum ama arada unuttuğum da oluyor.

* bitter sweet symphony'nin klibindeki gibi yürümeyi ben de denedim.

* aylardır aklımda olan düşen pianolu, kırmızı balonlu film sahnesi stay'denmiş. sağlam filmdir.

* berbere lakovic'in resmiyle gidip "böyle kes abi" diycem.

* facebook kadar sinsi bir yapay zeka görmedim. skynet halt etmiş.

* facebook'ta içinde liam neeson olan her şeyi layklarım.

* vapurun alt kat en arkasında yere oturan her kıza aşığım.

* nazara değil de, jinx'e inanırım.

* jools holland ne güzel bi adam. kendisi çirkin de, hayatı güzel.

* karaoke yapmam. yaparsam iki şarkım bellidir. sözlere bakmam. performansım sonraki 2 gün konuşulur. çok alkışlanırsam bis için şarkım da hazır ama daha o kadar alkışlanmadım. guitar hero gitarını kullanmadığım zamanlarda dekoratif olarak kullanırım.

* bir sevdiğim rehin alındığında, 10 metre içinde ateş ederim.

* speed en sevdiğim kötü filmdir.

* jenerasyonumuz şarkısı, jarvis cocker'ın da dediği gibi seven nation army'dir.

* house md bayaaa iyi dizi.


posted under | 4 Comments

madman le fou

*haftanın pişkin hareketleri:

1. akm ağaçlarına işenmesine laf eden istanbul beyefendisine "renoveze" olcak zaten dayı demek.
2. "sen kimsin lan" sorusuna ad soyadla cevap vermek
3. o kadar içmek ki dolmuşta uyumamaya kasarken bir önceki ışıkta pes etmek, şoföre "bi sonraki ışıkta uyandırır mısın?" demek.

* o kadar içmek ki asya'da uyanmak diye de bi şey yazmışım, nedir bu bilen var mı?

* taksimde köpek satan adam'ın işleri golden'ı sattığından beri iyi gitmiyo. 2-3 haftadır aynı çirkin köpek var elinde. ya da bi kaç yavru var tabi.

* sahnedeki sanatçıyla göz teması kurmak, hatta kurduğunu zannetmek bile büyü gibi.

* ölüm en gerçek şey.

*  geçen gün ambulans şoförünün sigara içmesi ironik mi diye uzun bir süre düşündüm. hayat kurtarırken kendini öldürüyor: ironik.

* mick jagger'ın aslında bok gibi dansettiğini biliyor muydunuz?


* ben tünel'e doğru yürürken meydana doğru yürüyen herkes sıkıcı, ben meydana yürürken tünel'e yürüyen herkes keş.

* metrodaki yürüyen merdivenlerdeki sıralı reklamlar şerefsizim aklıma geldiydi.

* 2 kereden fazla sinyal yakan dolmuş şoförüne güvenmem.

* #uzunboylularkonseregelmesin

* şarap açarken elimi kesmeyi huy edindim.

* kediye her gün bayram.

* iki dili aynı anda konuşan peoplelardan i am scared yani.

* doğal olarak en kolay yazı yazarken yalan söylüyoruz. yazdığın şeyi 2 sene sonra okuyup, kendine bile yalan söylebilirsin. uzun vadede herkesin memento hafızası var.

* "canımın içi, böyle şeyler sadece romanlarda olur." - cüneyt arkın / sıkı dur geliyorum (1964)


posted under , | 7 Comments

madmen rises

* jargona eklenen kelimeler: eglemek, nanşalant, fenomenon.


* 2 gündür aynı saatte, aynı yerde, aynı kıza yol veriyorum. truman show çekiyorsanız söyleyin, hafta içi özellikle sıkılıyosunuzdur, daha eğlenceli işler yaparım.

* böyle bir bölge belirlensin, alkollü araba kullanmak serbest olsun. girenler ölme riskini falan kabul edecekler. çıkışta da girişte de kontrol olcak. içerde otel de olmalı tabi. restoranlar falan. hem ekonomi canlanır, hem trafikte alkollü soför kalmaz. ilerde kumar, uyuşturucu da serbest bırakılabilir. mantıklı değil mi?

* alkol söylemesi zevkli bi kelime. yalancı "o" var. sonuna "-lu" gelmeli mesela "-lü" geliyo. garip.

* öğrencilik hayatı devam eden okuyucularım, derslerinizde iyi not almak için yapabileceğiniz bir şey de hocalarınıza yavşamak. belirli kriterler var. 

1. hoca bekarsa kriter yok.
2. hoca evliyse biraz subtle olmak lazım başlarda. euphemism, sexual innuendo en etkili silahların. pornolardan da çok şey öğrenebilirsin. "notumu arttırmak için 'her şeyi' yapmaya hazırım hocam."
3. hoca çirkinse, yaşlıysa blöfünüzü görme ihtimalini unutmayın. kendinizi en kötüye hazırlayın, ama umudunuzu kaybetmeyin. 
4. hoca evliyse ve eşinden de ders alıyorsanız, hiç girişmeyin bu işe. ters teper.

* "coldplay çıkışı hakan peker'den bir efsaneydi adlı şarkıyı seslendirmesi coldplay'in." olayı şuydu bunun, türklerin azınlıkta bulunduğu bir yerde en türkçesinden bir şarkı söyleyerek, diğer türklere komik bir anı yaşatmak. çok düşünceliyim. hep ben insanları hatırlamıyim, insanlar da beni hatırlasın istiyorum.

* her şeyi saklama gibi bir hastalığım var. annem olmasa odamda yer yoktu. 

* ay dur 15 minutes of fame'imi paylaşcam. artık konserlere para vermiyorum. bütün gün twitter'dayım zaten, işe yarasın. +1'imi de hala belirlemedim. 20 lira için ne kadar ileri gidebileceğinize bağlı.

* caddebostan migros'un önündeki kokorreçci'nin adı murat. kokoreç iyi, ortam daha iyi. bir de "sansar" var. dünyanın en büyük kalpli adamı. bir işadamı olsaydım hemen işe almıştım. bir gün yalnız gidip dinleyeceğim sansar'ın hikayesini, o zamana kadar hoşçakalın. 



the madman legacy

* neredeyse her konuda anlaştığım cem'in, karşı cinsle ilişkilerimizi "ilkel ve hayvani" bulması hiç şaşırtmadı. ben iyice radikalleşiyorum bu konuda. yakında kızlar vücut kokumu daha rahat alabilsin diye banyo yapmayı bırakmayı planlıyorum. düşün bi niye kıl çıkıyo koltuk altımızda? sırf kokalım kızlar duysun diye. kendi genetik yapılarına en uzak olan kokuyu seçiyolarmış, böylece çocukların bağışıklık sistemi güçlü oluyomuş.



* korkmayın ciddi değilim. ama hasta olunca söylemiyorum artık kimseye. mesaj: "kızlar, benim güçlü bir bağışıklık sistemim var." zaten soğuk havada ceketi kıza vermenin altında da bu yatıyor. " soğuk bana koymaz, hasta olmam, bağışıklık sistemim güçlü."

* burda dediklerimi denemeyin, sorumluluk kabul etmem.

* sadece film replikleri ve güzel sözlerle iletişim kurabilecek düzeye geldim 2 haftada. ciddiyim, çok zevkli.

* anason isimli şarkının klibine rakı koyamadığımız bir ülkede yaşıyoruz.

* politikaya en çok yaklaştığım konu alkol. sigara. legalize it.

* harold and kumar'ın yenisini izledim geçen. bok gibiydi. 3 boyutlu yapalım diye içine etmişler.

* normalde fazlasıyla sakin bi insanımdır. sakinliğimden korkan insanlar var. fakat yetkili bir kişi haksız olup, haklı olduğunu sanıp, benim hakkımı yiyorsa deliriyorum.

* cat power'a gidemedim. bu sene aldığım en iyi 3. karar oldu. bok gibiymiş organizasyon olarak. üzülme cem, yağmurda falan beklemiş millet 2 saat. üstüne izleyicinin de yarısı "davetli" olunca car car konuşmuşlar, ses falan da bok gibiymiş. hatun'un burdaki her konseri olaylı geçiyor. sene 2005, siz daha küçüksünüz babylon'a gelmişti ablam. o zamanlar elif diye bir parçayla takılıyodum, organizatördü bu işlerde o götürmüştü beni. Kavga çıkmıştı millet bık bık konuşuyo diye yine. ilk ciddi kavgamdır o. dudağım patlamıştı ama lavuğun birini yere sermiştim. dayak yemenin ve atmanın güzelliğini işte o gün tattım. çıkışta elif chan'le tanıştırdı beni, o zamanlar adını bilmiyodum cat dedim kadına. neyse ki alçakgönüllüymüş, güldü ve üçümüz elif'in evinde kaldık o akşam.  istanbul'a gelip aramaması garip. werewolf da çalmıyo zaten.



* onu geçtim cska maçını kaçıracaktım gitseydim. reis dolu takım. 2000'lerin futbol takımı gibiler. helal olsun hepsine.

* bu sene aldığım 1. ve 2. karar sırasıyla caddebostan migros otoparkındaki kokoreçci ve dolmuştan inmeyip selami karakelle de dürüm. fikirler mutu'nun sanırım ama bu kararlarımın muhteşemliğini değiştirmez.

* sanıyorum ki rem uykusuna geçmekte problemler yaşıyorum. uyanıp duruyorum geceleri. sinir bozucu. neyse ki bağışıklık sistemimde bi sorun yok sapasağlamım.

* daha diyeceklerim vardı aslında da şu an bilgisayarımla olan ilişkim, bir jinekolog'un evliliğine benziyor.

* bak işte şunu demem lazım. cem'le bloglarımız türk kızları arasında baya ünlü olmuş sanırım. önüne gelen kahkül bırakıyo. tiksinmeye başladım. bi de kocaman gözlük takıyolar yazın, her kız güzel oluyo. bu paragraftan almanız gereken mesaj, kahkül sevmiyoruz artık başka şeyler deneyin.

* şaka yapıyorum kahkül her zaman birincidir. modası geçsin diye dedim bırakın.

* her gün retweet'lenme gururu yaşıyorum. egom nereye kadar dayanacak bilmiyorum.



* blogun hatırı sayılır bir sayıda kedi sahibi okuyucusu var. hatta düz mantıkla kedi sevenler blogumu da seviyor. lakin ben köpek seviyorum. geçen rüyamda köpeğim vardı. neler oldu hatırlamıyorum.

* beynim rüya konusunda bayaaa scumbag şu aralar.

* haa bi de şey var. geçen bi yer okudum, artık aq, ak, amk kalıplarını kullanmıyorum. çok seksist. gq, gk, gök falan. biraz yaratıcılığa muhtaç gerçi bu konu.

* neyse, öptüm bay.

* bu hafta tekrar dubstep seviyorum. ruh halimle çok alakalı. budubububuviıvıvıvıhuaaprrprrrzazazazapap.

*lana del rey ne kadar şişirilme bi hatun.



posted under | 14 Comments

madman: awakening

* eldiven takınca telefonumu kullanamıyorum. ekran anlamıyo elim olduğunu. eldiven takmayınca ellerim üşüyo. ellerim üşüyünce cebime sokup ısıtıyorum, öyle olunca da düşecekmişim geliyo. sakarlık var zaten üstümde, yerler de buz. bu yüzden kar yağarken dışardaysan telefonum yokmuş gibi davranıyorum.

* blog'un en hareketli ayı oldu. ağustos'a kadar bi daha zor görürsünüz. iyi bi tempo tutturdum gibi ama bakalım. hayat.

* marek sapara'nın soyadını tersten okuyunca arapas oluyo.

* şu sıralar vahim kelimesini canlandırmaya çalışıyorum. ağır, tehlikeli demek.

* vahim kelimesinin geldiği durum çok vahim.

* tuvalet kağıdı niye beyaz?

* bir taksi karda patinaj çektiğinde taksimetre normalden daha fazla mı atıyo?

* kazım'ı sevmem de necati nedir? zaytung haberi gibi.

* bi de evlenip durmayın.



posted under | 3 Comments

gay chicken



* cults iyi grup.

* miroslav stoch neler yapıyo beyler? tehlikenin farkında mısınız? sol ayağı yok diyenler oluyodu, komik oldu baya.

* insan aklı içkiliyken çok acayip. loser bir adamı konu alan bir karikatür dizisi hayal ettim, adamın adı kaybettin. o an komik gelmişti.


* yeni tanıştığın biri garip oturduğunu görüp "öyle rahat mısın?" dediğinde verilebilecek en kötü cevap " evet, en sevdiğim pozisyondur bu". bizzat test ettim.




* her insanın en az bir tane garip prensibi olmalı. benim çok var. mesela önünden geçtiğim bar nirvana çalıyosa, şartlar ne olursa olsun, girer bi içki içerim. orhan gencebay çalarken de taksiden inilmez. bunu bilmeyen çömez taksiciler oluyo bazen, çok şaşırıyorum.

* lala diye bir bar var bahsettim mi?  böyle has türkçe canlı müzik çalarken bi anda oasis falan giriyo. karaktersizliğini seviyorum. sürprizlerle dolu. şöyle de gereksiz bi tezat yakaladım. ard arda çaldı bunlar. 


"gecelere sor beni gün dediğin nerden bilir ki halimi"
"take me to the place where you go, where nobody knows if it's night or day"

* gay chicken iki erkeğin oynayabileceği en tehlikeli oyun. bi de fiziksel nedenlerden dolayı tahterevalli.






posted under | 0 Comments
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

aycan iddiaları

1. 2010-2011 sezonunda bucaspor'da forma giyen torric jebrin bundan 5 sene içinde chelsea ayarında ( şampiyonlar ligi'ne ilk iki torbadan seçilen) bir takımında forma giyer. iddia el fakhir gold'una.

not: bulls şampiyon olamadı, stoch hala fenerde. bunları aycan kazandı.

2. kgbb: -5

3. mutuyla iddia: ales'den 40 veya üzeri matematik sorusu çözersem bıyık bırakacam. 40'ın altında kalırsam o bırakacak. sonunda kazanan bıyık olacak.

consumables

  • tim powers - the anubis gates

Recent Comments